" present " kelimesi ile ilgili sonuçlar
present
i. hediye, bahşiş, armağan.
bknz ( present )
present
f. takdim etmek, sunmak, arz etmek; tanıştırmak; huzura çıkarmak; göstermek; bir memuriyet için ismini arz etmek; nişan almak (tüfek). present a person with a thing, present a thing to a person birisine bir şey sunmak. present an appearance görünmek; hazır bulunmak. present arms ask. silâhı önde tutarak selâm vaziyetinde durmak. present oneself meydana çıkmak, görünmek. present some difficulty güçlük çıkarmak.
bknz ( present )
present
i. şimdiki zaman; şimdiki durum; gram. hal kipi, şimdiki zaman kipi. at present şimdiki halde, şimdiki durumda. for the present şimdilik, şu anda.
bknz ( present )
present
s. şimdiki; hazır, mevcut; gram. şimdiki zamanı gösteren. in the present case bu durumda; gram. şimdiki zaman kipinde. the present writer bu yazıyı yazan, imza sahibi. the present worth of şimdiki değeri.
bknz ( present )
present-day
s. şimdiki, günümüzün.
bknz ( present-day )
presentable
s. takdim olunabilir, sunulabilir; düzgün görünüşlü.
bknz ( presentable )
presentation
i. sunma, takdim; gösterme; huzura çıkma; verilme, sunulma; tiyatro oyunu; psik. kavrama gücü; tıb. doğumda ceninin duruş şekli. presen- tation copy hediyelik nüsha.
bknz ( presentation )
presentative
s., psik. akıl ile kavranır; hemen kavrayan veya hisseden.
bknz ( presentative )
presentee
i. görev veya ödenek alan kimse.
bknz ( presentee )
presentiment
i. önsezi.
bknz ( presentiment )