" just " kelimesi ile ilgili sonuçlar
just
s. doğru, haktanır, haklı, adil; tam. the just iyiler (din edebiyatı). justly z. adaletle, haklı olarak. justness i. hak; hak ve adalete uygunluk, haklılık, adalet; doğruluk, dürüstlük.
bknz ( just )
just
z. tam, tam tamına, kesin olarak; hemen, şimdi, biraz önce; ancak; hemen hemen; neredeyse; güçbela, darı darına; sadece, yalnız; k.dili çok. just how many tam tamma ne kadar. just now hemen şimdi, biraz evvel, tam şimdi. just then o arallk, o esnada, derken. just there tam orada. just the same tıpatıp aynı; bununla birlikte, yinede.Just think! Düşün bir kere! Tasavvur et! He just escaped. Dar kurtuldu. It is just fine. Çok güzeldir. Not just yet. Daha vakti gelmedi.
bknz ( just )
just
bak. joust.
bknz ( just )
justice
i. adalet, hak; hakkaniyet, doğruluk; hâkim. justice of the peace sulh hâkimi. bring a person to justice birine ettiğini buldurmak, birine cezasını buldurmak. chief justice yüksek mahkeme reisi, danıştay başkanı. do justice to haklı muamele etmek hakkını gözetmek. do oneself justice elinden geleni yapmak; kendine güvenmek.
bknz ( justice )
justiciable
s. mahkeme edilebilir, sorguya çekilebilir.
bknz ( justiciable )
justiciar , justiciary
i. yüksek hâkim; İng., tar. Norman kralları devrinde tüzel ve yönetimle ilgili kanunları incelemekle görevli kral vekili.
bknz ( justiciar , justiciary )
justifiable
s. dogruluğu ispat edilebilir, haklı çıkarılabilir, savunulabilir. justifiably z. haklı olarak. justifiableness, justifiabil'ity i haklı oluş.
bknz ( justifiable )
justification
i. haklı çıkarma veya çıkma, mazur gösterme; huk. iftira davalarında sanığın iddialarının doğruluğunu ispat etmesi; mazeret, sebep, hak; temize çıkarma, ispat; matb. sayfanın sağ kenarındaki yazıları taşırmama.
bknz ( justification )
justificative , justificatory
s. mazur gösteren, haklıçıkaran.
bknz ( justificative , justificatory )
justify
f. doğrulamak, haklı çıkarmak; suçsuzluğunu ispat etmek, temize çıkarmak; matb. yazının sağ kenarını taşırmadan düz yapmak.
bknz ( justify )